“şiir, yalnızca şiir”e davetistanbul üniversitesi edebiyat fakültesi öğrencileri şiire kulak verenleri onyedinci kez şiire çağırıyor… geleneksel şiir gecesi’nin onyedincisi onaltı mayıs cuma günü saat ondokuz’da, fırat kültür merkezi’nde gerçekleştirilecek.
Saturday, 10 May 2008
ve yine şehir
Yazar banu özbek
Thursday, 08 May 2008
sesimin kefen bezlerini ağarttım yalazladı kanımı her masum öpüş ifşa ettiğim her ayıpsı yerimi karayağlarla yıkadım ben ki; topraktım şehirse cehennem en çok, soluklarını sana satan annelere ağladım
bağırdım, bağırdımda sayhalara kendi sesimden başkası yoktu gövdeleşen bir resim oluyor şehir ete kemiğe bürünüyor kendini ölümlerden ayırıyor emiyor kanını her mevsim yarasanın okşuyor ruhları erkeksi gururuyla
sadece kitap okumak için bile hayat yaşamaya değer
Yazan: mehmet kabakçı,
kitaplarla yeni hayatlarkurulmaz; ütopyalar yaşanmaz; toplumsal hareketler doğmaz. kitaplar cevap vermez, sorusu olanlarla konuşur. onları soru/cevap yalnızlıklarından kurtarır. kitaplar kişiyi çoğaltmaz, mahremiyeti arttırır. kitaplarla hayat hissedilmez, anlaşılabilir belki. kitaplar, kendisiyle, öteki’yle, hayatın seçilmiş bir boyutunda sahiden buluşmak isteyenler ve bunu gerçekleştirmek amacıyla sahiden çaba gösterenler için basit yol göstericilerdir. kitaplar öteki dünyada ödüllendirme beklentisine dayanan dinsel ahlakla yetinmeyerek daha insani değerlerin peşine düşenle için dünya bilgisini edinme ve hayal etme kapasitesini zorlama araçlarıdır. kitaplar karşı ve yana olmayı seçenler için vardır. ya da sıkılanlar için basit vakit öldürücülerdir. abdulgaffar el hayati
“sadece kitap okumak için bile hayat yaşamaya değer.” kitap okumanın bitmez tükenmez faydalarından söz edeceğimi sanıyorsanız yanılmadınız. ama bu nasıl bir şey ki beyninizde uyandırdığı açlık hissi; ancak tadını aldıkça kendini belli ediyor. okudukça açlığınız artıyor. okudukça beyniniz karıncalanıyor, kan dolaşımınız hızlanıyor. evet, kültürel bir eksiklik değildir okumamak. açlık susuzluk gibi acı veren bir boşluğa düşme halidir. bu nedenle “aslında okumak lazım” türünden serzenişlerde bulunup da kitapların yanında sıvışıp geçenler konumuzun dışındadırlar bu yazı da onları pek ‘sarmaz’. neyse bu kadar didaktizm ve bilimsellik yeter. zira kitapların bazıları kalplere de iyi gelir. aslında kitaplardan konu açılınca aklıma hemen yakın dostlarım geliyor. size onlardan da söz edeceğim; fakat prospektüsü okumaya devam edeceğim. iyi bir kitap seçmişseniz eğer kendiniz olmaktan çıkıp yeni bir kişilik ya da kahraman olarak geliyorsunuzdur dünyaya. okuduğunuz kitabın sayfaları arasında artık başka bir kişi olarak varsınızdır. bu cümle tamamen mecazi anlam taşımıyor; eğer empati yeteneğinize yeterince inanıyorsanız gerçek yaşam deneyimleri kadar sarsar bazı kitaplar sizi. bir de şöyle bir şey var: çok mutlu bir rüyadan uyanıp da tekrar görmek istediğiniz oldu mu? o rüyayı istediğiniz zaman devam ettirmek? işte kitaplar size böyle bir özgürlük ve kontrol verir. kitapların içinde öyle insanlar vardır ki tutar elinizden hiç görmediğiniz yerlere, evrenlere götürür sizi. aklınıza gelemeyecek hayaller kurdurur. hiç işitmediğiniz melodileri fısıldar kulağınıza. üstelik bütün bunları yaşatırken mekan sınırı da koymaz. zaten kitaplar sınırlardan pek hoşlanmaz! sanatsal uğraşılar nasıl ki kişinin duygularını, düşüncelerini ve her şeyden de öte ruhunu inceltiyorsa okumak da kaba saba yönlerinizi törpüleyerek “insan olma” serüveninizde usul usul güzelleştirir sizi.
Saturday, 03 May 2008
etkinlikler - dört
Yazan: rabia bulut,
üç mayıs ikibinsekiz, saat ondokuzda, "özgürlüğe adanmış şiirler gecesi"nde fırat kültür merkezinde şairler şiir severlerle buluşuyor. otuzuncuharf dergisi olarak orada olacağız...
aynı gözlerle bakmıyor muyuz? aynı havayı solumuyor muyuz? aynı rüyayı görmüyor muyuz? ya sen; ben yokken gölgen yansıyor mu dünyaya… bir şiir varmış dilimde. yıllar önce başlamışım yazmaya; gün doğmuş gün batmış bir söz aramışım. kendi iklimimde bir söz; yıllar önce baş harfini yitirmişim. ıslak taşlara kulak verdiysem de bir sır imiş meğer,söylenmedi, boş döndüm kapılardan. kuytu ovalardan geçip döndüm dünyanın uzağına. bir alem silindi ardım sıra. ben ilk ana döndüm; kan pıhtısı, ruh tomurcuğu, adem, bir hiç. yine aynı şiir okundu kulağıma; binlerce harfi eksik bir şey, anlaşılmaz yorucu bir şey. gocunmadım döndüm kitaplara. ama nedendir hiçbir şeyin yazılmadığı bir çağda aramışım harfimi.