edebiyat
şiir
öykü
deneme
eleştiri
mektup
günlük
alıntı

düşünce
felsefe
yorum

sanat
tiyatro
sinema
müzik

karalama defteri
kitap tanıtım
“Yine Gam Yükünün Kervanı Geldi”

yazar: bezirgan

“Ancak hüznü vardır kalbi olanın.”

Şimdi gözlerimde mavi bir bulut, saçlarımda yitik bir kuş, ayaklarıma düşmüş şehir… içimde ağlayan yetim bir çocuk, ayaklarıma dolanan sefil bir hayat, meçhul, münzevi ve derbeder bir yabancı, yolcusuz, trensiz bir istasyon, şehvetini yitirmiş bir kadın, eylülünü arayan sonbahar var. Yüzümü yalayan bir yeryüzü yalnızlık, dudaklarımı dolduran sahipsiz bir ıslık var. Karanlık haneme bezgin yolcular taşıyan akşamlar gibi, pervazları düşmüş pencereme uzayan sarmaşıklar gibi, hep yüreğimdeki kedere açılan sokaklar gibi, hayat gibi rüzgarın deli deli estiği, bütün dostların birden bire çekip gittiği, akşamüstlerin yorgun kadınlar gibi ağır ağır geçtiği, yüzü asık ve kederli hayata zamana ve mekana muhalif bir yabancının yüreğime düştüğü, bir fukaranın bin kez öldüğü gibi, hayat gibi…

“ayva sarı nar kırmızı sonbahar”

Kim bilir… dar bir vakitte kimsesiz servi ağaçlarının, dalgın güvercinlerin yaşlı ve yorgun şehrin bir bulut gibi ağdığını, aşksız ve kedersiz akşamların yoksul yüreğimize bir çift yaralı ve bezgin kuş gibi tünediğini, bütün sevdiklerimizin o ihtiyar ve münzevi yüreğimizden yavaş yavaş çekildiğini, akşamların yorgun babalar ve hırçın çocuklar gibi apansız hanemize düştüğünü, acımış ama hiç acıtmamış yüreğimizin olduğunu, ikindi yağmurlarının kalbimize değen kederini, gözlerimdeki yavru kedi çaresizliğini, benzimize dokunan eylül ıssızlığını, apansız göğsümüze oturan hayatı, bir ucundan tutuşan umudun buz kesmiş çığlığını, kim bilir…

“ gittikçe artıyor yalnızlığımız”

Unutulmuş bir çiçek gibi, sokaktan gelip geçen bir yabancı gibi, örselenmiş ve hırpalanmış bir umut gibi, umudunu kesmiş bir kardeş gibi, solmuş pörsümüş hatıralar gibi, kimsesiz bir çocuk gibi, bir türlü anlatılamayan içini kemiren bir sır gibi… unutulsa da gökyüzünün maviliği, kuşların ıssızlığı, hüznün sadakati kelimeler kifayetsiz kalsa da halimizi ikrara her şeye rağmen hala kalbimiz var, biliyoruz hercai bir menekşe gibi pencere önünde bir kuş gibi yağmur altında kalakalacağız.



"...ve her şey bir kader iledir."

Gün dönüyor avuçlarımızda, serseri bir hüzün sızıyor gözlerimize alnımızın orta yeri evsiz ve yurtsuz kuşların yuvası, bağrımız cümle garibanların ve mahsunların barınağı, kederimiz aşufte bir dilberin dudaklarına iliştirdiği hoyrat bir tebessüm oluyor. Hayat oluyor sonra bin yıllık bir hayat oluyor içimize paslı bir kurşun gibi çöken, çökerten, kanatan…

Ey benim yavru kuşum, sarışın göçmen kuşum, çocukluğumun annesi, şimdi burada yapraklar düşecek yine, kuşlar terk edecek, yaz bitecek, ve her şey olduğu gibi yaşanacak beklemesen de.

öperim gözlerinden, hoşçakal.


Muhittin ULUPINAR



giriş


şifremi unuttum
üye ol

yazarlar
mustafa sarıkurt
emre dinç
bezirgan
baha
nilgün
  bütün yazarlar ...

başka alemler
sair zamanlar
selçuk küpçük
ten kafesi
alıntılar defteri
cemaat
dünya bizim